30 Kasım 2010 Salı

Gitmek...

Gitmek...

Gürültülü bir şekilde köşeye atmak içinde yaşadığın bedeni... Bir bütün olduğun şehirden vazgeçmek. Birlikte tek bir beyin tek bir beden olduğun insanı terk etmek. Gitmek...

Kolay gelir en başında, canın yanmaz sanırsın. Yanmaz da zaten. Ta ki cayır cayır yanana kadar için beklersin, hiçbir şey olmamış gibi, her şey yolundaymış gibi beklersin. An gelir yığılır kalır ruhun ayaklarının dibine. Bakakalırsın, gözlerin dolar. Gitmeyi seçmişsindir ama, güçlüsündür. Yalnızca kendini kandırırsın, acı zirve yapana kadar kandırırsın kendini.

Bilirsin ki en doğru olan budur. En doğru olan bu mudur?

Sessizleşirsin, en sevdiğin ortamlar gürültüden ibarettir. En sevdiğin insanlar saçmalar durur karşında anlam veremezsin. Değişmişsindir. Yaran kabuk bağlamıştır ama gözünün önünde duruverir aklından çıkaramayasın diye. Korku içinde yaşarsın her an biri yaranı tekrar deşecek diye. Uzak durursun, uzak olursun gerçeklikten hatta kendinden bile.

Gitmek...

Umursamazca bir köşeye terk etmek içinde yaşadığın bedeni... Sokaklarında büyüdüğün şehri terk etmek...En sevdiğin insanı acımasızca sırtından vurmak... Gitmek...

3 yorum:

Buraccio dedi ki...

Kendine dönmek hep en zoru, kendine dönmemek için kendini kandırırsın aslında. Aynada kendini gördüğün anda kafanı çevirirsin.
En kötüsüdür kendinden gitmek.

melanous dedi ki...

"gitmek, mümkün mü artık gitmek.
onca yollardan sonra, yeniden yollara düşmek" geldi aklıma nedense.

Adsız dedi ki...

asıl olan giderken onda kalmayı başarmaktır..